Arama
Mekan Ekle
  • Yer işaretiniz yok.

Dilek listen : 0 giriş

Oturum aç

Gastronomi Üstüne…

Sana pilav sorulduğunda, sen risotto anlatırsın. Sana karnıyarık sorulduğunda sen melanzane anlatırsın. Başkaları her sene imza yemek geliştirir, sen taklit tarifleri başarın diye anlatırsın. Başkaları yıllarca çalıştığı yeri bile  söylemeye çekinir, sen staj yaptığın yeri vazgeçilmez elemanıymış gibi anlatırsın.

Sana yemeğin tarihini sorsalar, sen kurs&üniversite yıllarını anlatırsın.

Başkaları yemekleriyle tarihe geçmek ister, sen hemen televizyona çıkmak istediğini anlatırsın. Başkaları mutfağında yüzlerce kişiye hükmeder, sen 3 kişiyle sanki ordu yönettiğini anlatırsın. Başkaları iyi malzeme için ülkeler kateder, sen toptancınla olan ilişkilerini anlatırsın. Sana başka şeflerin yemekleri sorulduğunda, sen hiç tatmadığını anlatırsın. Başkaları ülkenden malzemeleri alıp geliştirir, sen yurt dışından donmuş ürünler nasıl getirilir onu anlatırsın.

Başkaları yeni mutfak akımları geliştirir durur, sen atalarının bıraktığını bile yanlış anlatırsın. Başkaları bir felsefeye inanıp peşinden gider, sen hemen para kazandıracak popülist yolları anlatırsın.

Dünya’da tek bir başarı elde edememişken,

Anadolu yemek kültürü ile ilgili en ufak araştırman yokken,

Türkiye’de gastronominin her geçen gün daha kötüye gittiğini bile bile;

“X üniversitenin gastronomi bölümünü bitirdim, yurt dışında x ,y,z gibi Michelin yıldızlı restoranlarda çalıştım, binlerce küsür takipçim var, dergilerde ve gazetelerde sayfa sayfa röportajım var. Geçen sene en iyi şef seçildim”… Anlatırsın da anlatırsın

**********

Bir dramdır üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede ucuz balık yiyememek. Bir dramdır tarımın doğduğu bu topraklara mercimek,fasulye ithal etmek. Bir dramdır başka dinlerin, başka kültürlerin mutfağını yok farzetmek. Bir dramdır 50 yıl önce yenen yemeği bugün yiyememek.

Bir dramdır dekorlara yüz binlerce lira harcayıp, mutfağı es geçmek. Bir dramdır önüne geleni yemek yazarı, gurme ilan etmek. Bir dramdır hijyen konusunda bir adım ileri gidememek. Bir dramdır engelli vatandaşları restoranlarda görememek.

Bir dramdır gastronomi şehirleri yerine, restoran mezarlarını gezmek.

Bir dramdır 1 adım ileri gittik diye sevinirken, 10 adım geriye gittiğimize üzülmemek. Bir dramdır etrafımız adı “Et” ile biten restoranlarla doluyken, Mehmetçik’e “At” yedirmek. “2017 gastronomi için iyi geçti” diyen varsa… Bir dramdır!

*********

“Hangi şehrin lezzeti daha iyi?” tartışmaları hiç haz etmediğim bir şey. Tecrübelerim bana yemeklerle ilgili bir şey öğretti. “Şu yörenin şusu bu yörenin busu güzel” lafları boş. Önemli olan yapanı bulabilmek, önemli olan arayışı hiç bitirmemek.

Bazen, kendi yöresinde insanı memnun etmeyen lezzetler, başka şehirlerde en üst noktaya ulaşabiliyor. Antep’te yiyemediğiniz kebabı, Kayseri’de yiyemediğiniz mantıyı,Bursa’da yiyemediğiniz iskenderi başka şehirlerde, başka güzel marifetli ellerden,çok daha başarılı şekilde yiyebiliyorsunuz… Şehirlere takılıp kalmak damağınızı başka dünyalara açmanızı engelliyor. Hatta biraz daha sert konuşayım, bu bana bir nevi anlamsız şehircilik gibi geliyor.

Hayat karşınıza öyle lezzetler çıkarıyor ki, daha önce yediğiniz bir şeyi öve öve bitiremezken,sonrasında adını bile anmıyorsunuz.

Çünkü bir başka elden çıkma lezzet sizi büyüsüne alıyor. Bana güvenin, bir başka lezzetli el de onun büyüsünü bozacak ve bu böyle sürüp gidecek.

Nedeni şu: “En İyi” yok!

“En İyi”yi bulduğunu iddia edenler zaten yelkenlerini indirsinler. Bu denizlerde yol yapmanın alemi yok. Madem en iyisi bulundu, o zaman arayışlar gereksiz. Oysa benim gibi “en iyi” kavramını reddettiğiniz sürece, yüreğiniz sizi hep başka yerler keşfetmeye götürecek. Pastırma için her kafadan ses çıkacak, hepsine gideceğim, “şuranın tiramisusu harika!” ben oraya gideceğim, kimisi “Bence şuradaki pizzacı İtalyanlardan bile iyi yapıyor” diyecek. Ben oraya gideceğim, “boşver Mersin tantunisini, bir de falanca şehirde dene!” diyecekler. Ben oraya gideceğim!

Uzun lafın kısası şehirlere takılmayın. Bizler, yani lezzet kâşifleri, ellerinde haritalarla sonsuz denizlerde yeni yerler keşfetmeyi severiz. Her limanda bir “sevgilimiz” vardır ama başka limanlarda da olacağını biliriz. O yüzden, şehircilik oyunu oynamak bizim işimizde gereksiz polemikten başka bir şey değil.

Unutmayın lezzetin tek ülkesi, tek şehri yok! Siz aradığınız sürece her liman size başka güzel “sevgililer” verecek. Eskisine takılıp kaldığınız sürece de, oradaki yeni aşkları hiç yaşayamayacaksınız. O zaman aşk kitapları yazmak da işiniz olmamalı.

via : fahrigediz http://fahrigediz.com/

Next Post
Tatile Çıkarken Bavulunuzda Olmaması Gereken 10 Şey!

Yorum Ekle

E-postanız bizimle güvende.